|
İL:ANTALYA AY-YIL:OCAK-2007 TARİH:12.01.2007 |
|
|
|
|
|
“Allah sana nasıl iyilik ve ihsanda bulunduysa, sen de
aynı şekilde insanlara iyilik yap”[4] Kişinin bunu hayatına nasıl
uygulayacağının en güzel örneklerini ise sevgili peygamberimiz birçok hadis-i
şeriflerinde ifade etmişlerdir. Kendisine faydalı olacak bir şey öğretmesini
isteyen kişiye Rasülullah (s.a.v)
"Müslümanların yolundan rahatsızlık veren şeyleri kaldır"[5]
buyurmuşlardır. Başka bir hadiste sevgili Peygamberimiz: "Her
Müslüman’ın sadaka vermesi gerekir" buyurmuşlar, buna gücü yetmeyen
kişinin de darda kalmış birine yardımda bulunmasını tavsiye etmişlerdir.
Kendisine; "Ya, buna da gücü yetmezse?"
denilince Rasülullah (s.a.v), kişinin insanları
iyiliğe ve hayra teşvik etmesini ve kendisini başkalarına kötülük yapmaktan
alı koymasını tavsiye etmişlerdir.[6] Sahabeden Cerir
b. Abdillah ise şöyle naklediyor: “Ben, namazı
kılmak, zekâtı vermek ve bütün Müslümanların hayır ve iyiliğini istemek üzere
Hz. Peygambere biat ettim”[7] Sevgili
Peygamberimizin bu konudaki diğer bir güzel tavsiyesi de
şöyledir:"Yüzüne tebessümle bakmak bile olsa, mü’min
kardeşine yapacağın hiçbir hayır ve iyiliği küçük görüp terk etme"[8] Hutbemi, Medineli Müslümanların, Mekkeden hicret ederek gelen Muhacirlere nasıl kucak
açtıklarını, onların hayır ve iyiliği için neler düşündüklerini anlatan ayet
mealiyle bitiriyorum:“Muhacirlerden önce Medine’ye yerleşmiş ve imanı da
gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret eden mü’minleri
severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar.
Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih
ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar
kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”[9] Diyanet
İşleri Başkanlığının 13.01.2006 tarihli hutbesidir. |
|
|
||
|
İbrahim, 14/41 |
||
|
MÜSLÜMAN
BAŞKALARININ İYİLİĞİNİ İSTER |
||
|
|
||
|
Muhterem Müslümanlar, Yüce Dinimiz, Allah’a ve insanlara
karşı vazifesinin bilincinde olan, ahlaklı fertler yetiştirmek suretiyle
huzurlu bir toplumun oluşmasını hedeflemektedir. Kur’an-ı Kerim bizlere,
birbirini seven ve gözeten, din kardeşinin hayır ve iyiliğini isteyen ve yeri
geldiği zaman onların iyiliğini kendi iyiliğine tercih eden insanları örnek
göstermektedir. Sevgili Peygamberimiz de; “Sizden her hangi biriniz, kendisi
için arzu ettiği hayır ve iyiliği, mü’min kardeşi
için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz”[1] buyurarak, bu konuda
en güzel ölçüyü ortaya koymuştur Değerli Mü’minler, Allah rızasını uman ve ahirette bütün yaptıklarından sorguya çekileceğinin
farkında olan mü’minler, birbirlerinin kardeşi
oldukları bilinciyle, kin, öfke, nefret, haset, bencillik gibi kötü düşünce
ve davranışlardan titizlikle sakınacaklardır. Bunların yerine sevgi, saygı,
merhamet, dürüstlük, yardımseverlik, fedakârlık, başkalarının iyiliğini ve
hayrını düşünmek gibi en güzel ahlakî özelliklere sahip olacaklardır. Bu
ahlakî özelliklerle olgunlaşacak olan mü’minler,
Yüce Allah’a yapmakta oldukları dualarında bile din kardeşlerini
hatırlayacaklar, Yüce Kitabımızın bizlere örnek olarak sunduğu şu dualarda
olduğu gibi, ben yerine biz diyerek, mü’minlerin
hayır ve iyiliğini isteyecekler ve: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada ve ahirette iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru”[2],
“Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği günde, beni, ana-babamı ve mü’minleri bağışla.”[3] diye dua edeceklerdir. Aziz Mü’minler Dualarında ve düşüncelerinde
din kardeşinin hayır ve iyiliğini isteyen mü’minin,
bu güzel duygularını davranışlarına da yansıtmasını Yüce Allah şöyle
emrediyor: |
Sayfayı
Yazdır | Pencereyi Kapat